tr en ar

Prof. Dr. Beyhan’dan Diyabet Uyarısı

GAZİANTEP, (DHA) – GAZİANTEP Anka Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeynel Beyhan, diyabetin artışının en büyük nedeninin karbonhidrat ağırlıklı beslenme, aşırı kilo ve hareketsizlik olduğunu söyledi.

Diyabetin; vücutta pankreas adı verilen organın salgıladığı insülinin herhangi bir sebeple az salgılanması, salgılanmasında bir bozukluğun oluşu ya da salgılanmasına rağmen etkisinin yetersizliğine, bağlı olarak, kan şekerinin kronik bir şekilde yükselmesiyle seyreden, metabolik bir bozukluk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Zeynel Beyhan, sanayi toplumu olma ve şehirleşme ile birlikte diyabet hastalığının arttığını vurgulayarak, “1990’lı yıllarda toplumda, yetişkin insanların yüzde 2’si diyabetken, şu an batı toplumlarında bu oran yüzde 8- 9 civarı olmuştur. Türkiye’de ise bu oran yüzde 13.5-14 gibi ciddi boyutlara ulaşmıştır. Diyabet hastalığındaki bu artışta özellikle karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizliğin büyük etkisi var. Bunlar, hastalığı tetikleyen önemli nedenlerdir. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizlik başlangıçta obeziteye neden oluyor ve insülin direnci gelişiyor. Belirli bir süre sonra da diyabet açığa çıkıyor” dedi.

Nedenlerine göre birçok diyabet tipi olmakla birlikte diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve Tip 2 diyabet yani insüline bağımlı olan ve insüline bağımlı olmayan vakalarının oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Zeynel Beyhan, Tip 2 diyabetin görülme sıklığının daha fazla olduğunu belirtti

Diyabetli kişilerin yüzde 90’ının pankreasın yeterli miktarda insülin salgılayamaması veya salgılanan insülinin yeterli derecede etki etmemesi nedeniyle kan şekerinin yükselmesi durumu olan Tip 2 diyabetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Zeynel Beyhan, diyabete yakalanma yaşının giderek düştüğüne de dikkat çekerek şöyle dedi:

“Tip 2 diyabet, eskiden genelde 40’lı yaşlarda ortaya çıkardı. Ancak şu anda çocukluk çağında, 15-16 yaşlarında bile Tip 2 diyabet görmeye başladık. Bunun en büyük nedeni karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizlik. Çocuk bilgisayar karşısında oturuyor. Kola ve hamburger tüketerek, bir defa da 1800-2 bin kalori alıyor. Yani bu alması gereken günlük kalori miktarından daha fazla. Normal sağlıklı bir insanın günlük harcaması gereken kalori miktarı 1600-1800 kaloridir. İhtiyacın üzerinde alınan kalori harcanamadığı zaman kilo artışı ve buna bağlı olarak da insülin direnci ve diyabet ortaya çıkıyor.”

Hızlı kilo verme, çok su içme, ağız kuruluğu, çok idrara çıkma, çabuk yorulma, iyileşmeyen yara, kadınlarda tekrarlayan vajinal mantar enfeksiyonları, kaşıntı, bulanık görme, inatçı enfeksiyonlar ve başka birçok bulgunun şeker hastalığı belirtisi olabileceğini vurgulayan Beyhan, çocuklarda bu belirtilerin daha ağır olduğunu vurgulayarak, “^Çocuklarda huzursuzluk, kilo kaybı, çok su içme, çok idrara çıkma diyabet belirtisidir. Çocuklarda görülen genelde Tip 1 diyabettir. Pankreasta insülin yapan beta hücrelerinin harap olması ile birlikte, bu hastalık aniden ortaya çıkar ve çocuklar acile koma halinde getirilir. Günümüzde eskiye göre komayı daha az görüyoruz. Toplumda bilinçlenme oldu. Şeker hastalığının belirtilerini aileler artık bildiği için bir anormallik fark eder fark etmez, çocuklarını doktora getiriyorlar. Böylece erken teşhis konabiliyor ve hemen tedaviye başlanabiliyor” diye konuştu.

Diyabet hastalığının kontrol edilmezse ciddi sorunlara yol açacağını söyleyen Prof. Dr. Zeynel Beyhan , “Diyabet eşittir kalp hastalığı. Diyabet uzun dönemde kalp ve damar hastalıklarını tetikliyor. Diyabetli hastaların yüzde 75’i kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Diğer yandan diyabet, felç riskinin yanı sıra böbrek yetersizliğine de neden oluyor. Örneğin, böbrek yetersizliği nedeniyle diyalize giren hastaların yüzde 50’si diyabet hastası. Aynı şekilde diyabet, her yıl çok sayıda kişinin görme yetisini kaybetmesine sebep olmakta. Körlüğün yüzde 50’sinin sebebi yine diyabettir” dedi.

Diyabetin geçici bir hastalık olmadığını, diyabet hastası kişilerin, uygun tedaviyi yaşam tarzı haline getirerek, yaşam standartlarını koruyabileceklerini belirten Beyhan, “Diyet ve hareket ile önemli ölçüde şeker kontrol altına alınabilir. Ancak bunlar yapıldığı takdirde hala şeker normal seviyeye getirilemiyorsa, ağızdan kullanılan ilaçlar ve insülin tedavisine başlanır. Diyabet hastalarının İç Hastalıkları Uzmanı ve Endokrinoloji Uzmanı tarafından düzenli olarak takip edilmesi de gerekiyor” dedi.

Diyabet hastalarının bariatrik cerrahi yöntemi ile birlikte uzun dönemde kilo kaybı ile birlikte ilaç kullanmadan yaşamlarını sürdürecek hale gelebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Beyhan, “Diyabetin kilo ile ilişkisi var. İnsan ne kadar ideal kiloya yakın olursa, o kadar şeker stabil seyrettirilir” dedi